Cumhuriyet’ten Ayşe Yıldırım, bugünkü köşeyazısında son dönemdeki‘terör örgütü propagandası’ gerekçesili hayli ilginç cezalandırmaları anlattı.
Yıldırım, bölgede ‘sarı-kırmızı-yeşil’ renklerin nasıl ‘sakıncalı’ hale geldiğini anlattığı yazısına şöyle başladı: “Kuafördeki işi biten gelin, damadı bekliyordu. Tıraşını olmuş, damatlıklarını giymiş, etrafına gülücükler saçan heyecanlı genç adam kuaföre varmak üzereydi ki arabasının önü polisler tarafından kesildi. Hakkında “ihbar” vardı. Şaşkın damat ne olduğunu anlamaya çalıştı. Polisler, gözaltına alacaklarını söylediler. Terör örgütü propagandası yapmakla suçluyorlardı. Suç unsuru da arabasının üzerindeki süslemelerdi: Sarı, kırmızı, yeşil süsler. Damadın ifadesi alındı, para cezası kesildi.”
Bir sonraki örnekte de gelin arabası baş rolde, ancak bu kez aktörler değişti. Yıldırım, Van’ın Erciş ilçesinde geçen olayı “12 gün sonra… Bu kez gelin konvoyu çarşıda tur atıyordu. Zılgıtlar, türküler, korna sesleri… Polis konvoyu durdurdu. Gelin arabasının arkasındaki araçta oturan iki kişiyi indirdi. Birisinin elinde halay çekmek için tuttuğu sarı, kırmızı, yeşil renkli puşi vardı. Araçta da aynı renkte süslemeler. “Örgüt propagandası yapıyorsunuz” dedi polis. İkisi de karakola götürüldü, ifadeleri alındı. 800’er lira para cezası kesildi, arabalarına el konuldu” diye yazdı.
Yıldırım’ın paylaştığı bir diğer örnek bu kez Erzurum’un Köprüköy ilçesinde yaşandı. Çobanlık yapan DBP İlçe Eşbaşkanı Necati Yazıcı’nın evinde bir av tüfeği ve küçük kızına ait yeşil, sarı, kırmızı renklerdeki etek ve aynı renklerdeki puşi suç delili olarak sayıldı.
Yıldırım sonrasında olanları şöyle aktardı: “Tutanak tutuluyor, tüfeğe ve ‘örgüt simgesi’ sayılan eteğe ‘delil’ olarak el konuluyor, Yazıcı karakola götürülüyor. Evde kimse yokken aileye ve avukatlara da haber verilmeden ikinci bir baskın yapılıyor eve. İlk aramada bulunamayan (!) bir keleş ile çok sayıda merminin ‘ele geçirildiği’ne dair ikinci bir tutanak tutuluyor. Ve dosyaya gizlilik kararı getiriliyor. Yazıcı ile birlikte gözaltına alınan dört kişi hâkim karşısına çıkarılıyor. Yazıcı’nın avukatı Celal Zonguldak, “Ben savunma yapmayacağım hâkim bey” diyor, “Böyle bir operasyon her şeyiyle komik.” Tüfeğin bölgede çobanlık yapan herkesin evinde olabileceğine dikkat çekiyor Zonguldak, “Eğer bildirilmemişse para cezası verilir o kadar” diyor.”
Cumhuriyet’ten Ayşe Yıldırım, bugünkü köşeyazısında son dönemdeki‘terör örgütü propagandası’ gerekçesili hayli ilginç cezalandırmaları anlattı.
Yıldırım, bölgede ‘sarı-kırmızı-yeşil’ renklerin nasıl ‘sakıncalı’ hale geldiğini anlattığı yazısına şöyle başladı: “Kuafördeki işi biten gelin, damadı bekliyordu. Tıraşını olmuş, damatlıklarını giymiş, etrafına gülücükler saçan heyecanlı genç adam kuaföre varmak üzereydi ki arabasının önü polisler tarafından kesildi. Hakkında “ihbar” vardı. Şaşkın damat ne olduğunu anlamaya çalıştı. Polisler, gözaltına alacaklarını söylediler. Terör örgütü propagandası yapmakla suçluyorlardı. Suç unsuru da arabasının üzerindeki süslemelerdi: Sarı, kırmızı, yeşil süsler. Damadın ifadesi alındı, para cezası kesildi.”
Bir sonraki örnekte de gelin arabası baş rolde, ancak bu kez aktörler değişti. Yıldırım, Van’ın Erciş ilçesinde geçen olayı “12 gün sonra… Bu kez gelin konvoyu çarşıda tur atıyordu. Zılgıtlar, türküler, korna sesleri… Polis konvoyu durdurdu. Gelin arabasının arkasındaki araçta oturan iki kişiyi indirdi. Birisinin elinde halay çekmek için tuttuğu sarı, kırmızı, yeşil renkli puşi vardı. Araçta da aynı renkte süslemeler. “Örgüt propagandası yapıyorsunuz” dedi polis. İkisi de karakola götürüldü, ifadeleri alındı. 800’er lira para cezası kesildi, arabalarına el konuldu” diye yazdı.
Yıldırım’ın paylaştığı bir diğer örnek bu kez Erzurum’un Köprüköy ilçesinde yaşandı. Çobanlık yapan DBP İlçe Eşbaşkanı Necati Yazıcı’nın evinde bir av tüfeği ve küçük kızına ait yeşil, sarı, kırmızı renklerdeki etek ve aynı renklerdeki puşi suç delili olarak sayıldı.
Yıldırım sonrasında olanları şöyle aktardı: “Tutanak tutuluyor, tüfeğe ve ‘örgüt simgesi’ sayılan eteğe ‘delil’ olarak el konuluyor, Yazıcı karakola götürülüyor. Evde kimse yokken aileye ve avukatlara da haber verilmeden ikinci bir baskın yapılıyor eve. İlk aramada bulunamayan (!) bir keleş ile çok sayıda merminin ‘ele geçirildiği’ne dair ikinci bir tutanak tutuluyor. Ve dosyaya gizlilik kararı getiriliyor. Yazıcı ile birlikte gözaltına alınan dört kişi hâkim karşısına çıkarılıyor. Yazıcı’nın avukatı Celal Zonguldak, “Ben savunma yapmayacağım hâkim bey” diyor, “Böyle bir operasyon her şeyiyle komik.” Tüfeğin bölgede çobanlık yapan herkesin evinde olabileceğine dikkat çekiyor Zonguldak, “Eğer bildirilmemişse para cezası verilir o kadar” diyor.”