"Medya özgürlüğünden söz edemiyoruz"

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında konuşuyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bizim gibi yarım demokrasilerde uygar toplumların tanımladığı cimri demokrasiyi yaşayan Türkiye’de medya özgürlüğünden söz edemiyoruz" dedi.

CHP grup toplantısında konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, dikta yönetiminin iki alana müdahale ettiğini söyleyerek; "Havuz, yandaş medyası oluştururlar. Objektif yayın yapan medyayı baskı altına alırlar" dedi.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

Gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşı göze alan kişiye gazeteci diyoruz. Neden gerektiğinde? Hükümet baskı yaparsa gerektiğinde mücadele edecektir. Gazeteci dediğimiz budur. Gazetecilik dünyanın her tarafında en saygın en tehlike mesleklerden birisidir.

Haberin doğruluğunu her ortamda savunan kişidir gazeteci. Bu nedenledir ki bütün çağdaş demokrasilerde yasama, yargı, yürütme gibi üç büyük gücün yanına medya bir güç olarak konulmuştur. Birileri haksızlığı hukuksuzluğu görmezden gelebilir, toplum adına toplumun gözü kulağı olan gazeteci bunu duyurmak zorundadır.

Demokrasilerde medyanın böyle bir özelliği vardır. Bizim gibi yarım demokrasilerde uygar toplumların tanımladığı cimri demokrasiyi yaşayan Türkiye’de medya özgürlüğünden söz edemiyoruz. Dikta yönetimlerine benzer bir kuşatma içerisinde. İki alana müdahale eder dikta yönetimi; havuz, yandaş medyası oluştururlar. Her söyleneni onaylayan bir medya; güçlerin istediği bilgiyi veren bir medya. İki, objektif yayın yapan medyayı baskı altına alırlar. O baskının şekilleri vardır; medya patronuna ağır cezalar verirler. Devlet bütün gücünü kullanarak patronu cezalandırır. Ya benim dediğimi yapacaksın ya yaşatmayacağız.

Hangi demokrasi? Ankara’daki beylerin ileri demokrasisi diyoruz. Bu yetiyor mu? Bu da yetmiyor arkadaşlar. Gazetelere el koyuyorsunuz, yayın yapılmasını engelliyorsunuz. Ondan sonra çıkıp ‘Türkiye’de demokrasi var’ diyorsunuz. Yandaş medyaya her şey mübah! Bir gazetenin genel yayın yönetmeni, bir kamu bankası müdürüne telefon açıp “Oğlum, Süleyman, 2 milyon gönder” diyebiliyor.

Kamu kuruluşlarının havuz medyasına reklam vermesine izin veriliyor, diğerlerine gelince yasak konuluyor. Şimdi ben, gazete okuyan, televizyon izleyen bütün yurttaşlarıma sesleniyorum; Demokrasi bu mudur? Basın özgürlüğü bu mudur?

Sayın Davutoğlu’na soruyorlar: Soru soran gazeteci evine gidebiliyorsa o ülkede basın özgürdür. Soru soran gazeteci evine gidiyor da, yazı yazan haber yapan gazeteci hapse gidiyorsa, basın özgür müdür? Soru asıl budur.

Basın bizim kırmızı çizgimizdir, eyvallah. Ama haber yaptı diye gazeteciyi hapse gönderirseniz orada çizgi lafta kalmış olur. Değerli arkadaşlarım, ne söyledi gazeteci? Gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan kişidir dedik. Onun haberlerini yayınlara gazete diyoruz. İki gazeteci arkadaşımız MİT TIR’larıyla ilgili haber yaptılar diye Silivri’de bekliyorlar.

Şöyle düşünelim; bu haberler yalan mıydı? Yüzde 100 doğru. Çarpıtma var mıydı? Tek cümlesinde bile yoktu. Doğru haberle kamuoyunu bilgilendiriyorsunuz, iktidarın yalanlarını dünyaya duyuruyorsunuz, benim yalanlarımı neden duyurdun diye ona ceza veriliyor.

Bu mudur demokrasi? Hepimizin sorgulaması gerekir. Bakın dedim ya darbe anayasası, şu anda yürürlükte olan yasa. Basın özgürlüğü ile ilgili bir cümle okuyacağım, “Devlet basın ve haber alma hürriyetlerini alma tedbirlerini sağlar” diyor. Anayasa diyor bunu. Hükümet napıyor? Sen madem bu haberi yaptın, ben seni süründüreceğim diyor. Cumhuriyet gazetesi, cumhuriyetle yaşıt olan bir gazetedir. Türk medyasının akademisidir.

Üst Geniş Reklam

08-12-2015 13:58 Kategori: Siyaset

"Medya özgürlüğünden söz edemiyoruz"

  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında konuşuyor"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bizim gibi yarım demokrasilerde uygar toplumların tanımladığı cimri demokrasiyi yaşayan Türkiye’de medya özgürlüğünden söz edemiyoruz" dedi.

CHP grup toplantısında konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, dikta yönetiminin iki alana müdahale ettiğini söyleyerek; "Havuz, yandaş medyası oluştururlar. Objektif yayın yapan medyayı baskı altına alırlar" dedi.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

Gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşı göze alan kişiye gazeteci diyoruz. Neden gerektiğinde? Hükümet baskı yaparsa gerektiğinde mücadele edecektir. Gazeteci dediğimiz budur. Gazetecilik dünyanın her tarafında en saygın en tehlike mesleklerden birisidir.

Haberin doğruluğunu her ortamda savunan kişidir gazeteci. Bu nedenledir ki bütün çağdaş demokrasilerde yasama, yargı, yürütme gibi üç büyük gücün yanına medya bir güç olarak konulmuştur. Birileri haksızlığı hukuksuzluğu görmezden gelebilir, toplum adına toplumun gözü kulağı olan gazeteci bunu duyurmak zorundadır.

Demokrasilerde medyanın böyle bir özelliği vardır. Bizim gibi yarım demokrasilerde uygar toplumların tanımladığı cimri demokrasiyi yaşayan Türkiye’de medya özgürlüğünden söz edemiyoruz. Dikta yönetimlerine benzer bir kuşatma içerisinde. İki alana müdahale eder dikta yönetimi; havuz, yandaş medyası oluştururlar. Her söyleneni onaylayan bir medya; güçlerin istediği bilgiyi veren bir medya. İki, objektif yayın yapan medyayı baskı altına alırlar. O baskının şekilleri vardır; medya patronuna ağır cezalar verirler. Devlet bütün gücünü kullanarak patronu cezalandırır. Ya benim dediğimi yapacaksın ya yaşatmayacağız.

Hangi demokrasi? Ankara’daki beylerin ileri demokrasisi diyoruz. Bu yetiyor mu? Bu da yetmiyor arkadaşlar. Gazetelere el koyuyorsunuz, yayın yapılmasını engelliyorsunuz. Ondan sonra çıkıp ‘Türkiye’de demokrasi var’ diyorsunuz. Yandaş medyaya her şey mübah! Bir gazetenin genel yayın yönetmeni, bir kamu bankası müdürüne telefon açıp “Oğlum, Süleyman, 2 milyon gönder” diyebiliyor.

Kamu kuruluşlarının havuz medyasına reklam vermesine izin veriliyor, diğerlerine gelince yasak konuluyor. Şimdi ben, gazete okuyan, televizyon izleyen bütün yurttaşlarıma sesleniyorum; Demokrasi bu mudur? Basın özgürlüğü bu mudur?

Sayın Davutoğlu’na soruyorlar: Soru soran gazeteci evine gidebiliyorsa o ülkede basın özgürdür. Soru soran gazeteci evine gidiyor da, yazı yazan haber yapan gazeteci hapse gidiyorsa, basın özgür müdür? Soru asıl budur.

Basın bizim kırmızı çizgimizdir, eyvallah. Ama haber yaptı diye gazeteciyi hapse gönderirseniz orada çizgi lafta kalmış olur. Değerli arkadaşlarım, ne söyledi gazeteci? Gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan kişidir dedik. Onun haberlerini yayınlara gazete diyoruz. İki gazeteci arkadaşımız MİT TIR’larıyla ilgili haber yaptılar diye Silivri’de bekliyorlar.

Şöyle düşünelim; bu haberler yalan mıydı? Yüzde 100 doğru. Çarpıtma var mıydı? Tek cümlesinde bile yoktu. Doğru haberle kamuoyunu bilgilendiriyorsunuz, iktidarın yalanlarını dünyaya duyuruyorsunuz, benim yalanlarımı neden duyurdun diye ona ceza veriliyor.

Bu mudur demokrasi? Hepimizin sorgulaması gerekir. Bakın dedim ya darbe anayasası, şu anda yürürlükte olan yasa. Basın özgürlüğü ile ilgili bir cümle okuyacağım, “Devlet basın ve haber alma hürriyetlerini alma tedbirlerini sağlar” diyor. Anayasa diyor bunu. Hükümet napıyor? Sen madem bu haberi yaptın, ben seni süründüreceğim diyor. Cumhuriyet gazetesi, cumhuriyetle yaşıt olan bir gazetedir. Türk medyasının akademisidir.



Bu haber 89 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


DİĞER Siyaset HABERLERİ
gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU

E-BÜLTEN ABONELİĞİ